DR. MURAT ERGÜVEN
Milli Eğitimin Sorunlarına Bakış

Dr. Murat Ergüven-Araştırmacı

MİLLİ EĞİTİMİN SORUNLARINA BİR BAKIŞ

1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na baktığımızda Türk Milli Eğitimi’nin Temel Amaçlarını şöyle özetleyebiliriz.

  • 1. İyi bir vatandaş yetiştirmek,
  • 2. İyi bir insan yetiştirmek
  • 3. İyi bir meslek sahibi insan yetiştirmek

Milli Eğitim sistemimizi değerlendirirken yani hem iyi yanlarını hem de aksaklıkları ortaya koymaya çalışırken bu üç temel amaç çerçevesinde değerlendirmeliyiz.

Bu gün Milli Eğitim sistemimiz hakikaten Türk Milli Eğitimi’nin Temel Amaçlarının birinci maddesinde ifade edilen iyi bir vatandaş yetiştirebiliyor mu?

Bu gün okullarımızdan mezun olan çocuklarımız millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerimizi benimseyip, koruyabiliyor ve geliştirebiliyor mu yoksa hızla bu değerlerimizden uzaklaşıyor muyuz.?

Yine bu gençlerimiz; ailesini, vatanını, milletini seven ve yüceltmeye çalışan; gençler olarak yetişiyor mu?

Yoksa aile kurumu her geçen gün yıpranıyor ve vatan ve millet sevgisinde yozlaşmalar yaşanıyor mu?

Bu gün Milli Eğitim sistemimiz hakikaten Türk Milli Eğitimi’nin Temel Amaçlarının ikinci maddesinde ifadesini bulan iyi bir insan yetiştirebiliyor mu?

Okullarımızda okuyan veya okullarımızdan mezun olan çocuklarımızın beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımından dengeli bireyler olarak yetişiyor mu?

Bu gün Milli Eğitim Bakanlığımızın da kabul ettiği Gardner’in çoklu zekâ kuramına göre, insanı sadece tek zekâ alanına göre değerlendirmek doğru değil. İnsanlar farklı zekâ alanlarına sahip.  Bazı insanlarda sayısal, sözel zekâ kuvvetli iken, bazı insanlarda da bedensel, müziksel yada görsel zekâ daha kuvvetli. Bu gün gerçekten bu zekâ kuramına göre okullarımız eğitim veriyor mu?

Güzel Sanatlar Liseleri, Sosyal Liseler, Spor Liseleri gibi bu zekâ alanına hitap eden okullarımız yurt genelinde yaygın mı?

Sağlam kişiliğe ve sağlam karaktere sahip insanlar yetiştirebiliyor muyuz?

Her gün medyada yerini buluyor. Ülkemiz beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu dengesini sağlayamamış; sağlam kişiliğe ve karaktere sahip olamamış insanlarla dolu. Evet olay hakikaten çok vahim.

Yine insan haklarına, birbirinin düşünce ve fikrine saygılı gençler yetiştirebiliyor muyuz?

Bu gün Milli Eğitim sistemimiz hakikaten Türk Milli Eğitimi’nin Temel Amaçlarının üçüncü maddesinde ifadesini bulan iyi bir meslek sahibi insan yetiştirebiliyor mu?

Çocuklarımızı kendini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi bireyler olarak yetiştirebiliyor muyuz? Yoksa işsizler ordumuz, niteliksiz iş gücümüz giderek büyüyor mu?

Çocuklarımız niçin kendini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olma yolunda uygun adımlar atamıyor?

Eğer bu anlamda mesleki eğitime ve meslek liselerine gereken önem verilirse iyi meslek sahibi bireyler yetiştirilebilir.

Ve yine bu gün meslek liselerinin kangrenleşmiş katsayı sorunu halledilirse  meslek liseleri öğrencilerimiz tarafından tercih edilebilir.

Sonuç olarak:

Bu gün ben Milli Eğitimdeki temel sorunun Türk Milli Eğitimi’nin Amaçlarında çok iyi bir şekilde özetle ifade edilmiş olan “İyi bir vatandaş”, “İyi bir insan” ve “İyi bir meslek sahibi birey” yetiştiremediği olduğu kanaatindeyim.

Sorunların çözümünde bu üç temel amaca odaklanmalı ve Türk Milli Eğitimi sorunlarını bu doğrultuda çözüm yolları aranmalı.

Bu amaçlar gerçekleştiği ölçüde Milli Eğitimimiz başarıyı yakalayacaktır.

Yerel Ürünler ve Markalaşma

Dr. Murat Ergüven-Araştırmacı

YEREL ÜRÜNLER VE MARKALAŞMA

Bu çağda markalaşmak çok önemli. Hele AB’ye girmek için çaba gösterdiğimiz şu günlerde…

Markalaşmak beraberinde kaliteyi de getirir. Üretime ciddiyet katar. Üründe ve üretimde belli bir standart oluşmasını sağlar.

Son zamanlarda ülke genelinde yerel ürünlere bir yönelme var. Neredeyse her belde ve bölgemize ait çeşitli yiyecek yerel ürünler mevcut. 

Bunlar farklı bölge ve beldeler için merak konusu oluyor ve insanların ilgisini çekiyor.

Bu ürünler aynı zamanda birçok insanımız için gelir kaynağı teşkil ediyor.

Civar beldelerin meşhur yerel ürünlerini Beypazarı Kurusu, Mudurnu Saray Helvası, Kastamonu Çekme Helvası, Safranbolu Lokumu gibi sayabiliriz. Çaycuma yoğurtta, peynirde markalaşmaya gitmiş ve büyük şehirlerde AVM’lerdeki marketlerde yerini almış. Gerede Tereyağı meşhur olmasına rağmen markalaşamadığından Mudurnu Tereyağı markalaşmış ve büyük marketlerde raftaki yerini almış.

Safranbolu Lokumu dünya çapında tanınan bir lokum oldu.  Bolu ise son yıllarda işin üzerinde ciddi şekilde durması ile Bolu Çikolatası markasını oluşturdu.

Geredemiz’in ise birçok ürünü var. Gerede Keşi, Gerede Köy Peyniri, Gerede Tereyağı, Gerede Somun Ekmeği, Gerede Şak Şak Helvası, Gerede Mantısı, Gerede Yoğurtlu Pidesi, bazlama, gözleme gibi ürünler bunlardan bazıları.

Bundan birkaç yıl önce bir markette ambalaja girmiş tereyağının üzerinde “meşhur Mudurnu Tereyağı” yazısını görünce şaşırmıştım. Halbuki Gerede tereyağı meşhurdur. Yine son zamanlarda bizim Gerede şak şak helvasına “Düzce’nin Meşhur Şak Şak Helvası” diye Düzce’nin sahip çıktığı söyleniyor.

Bu neden kaynaklanıyor? Bu bizim ürünlerimize sahip çıkmadığımızdan kaynaklanıyor. Bunun için mutlaka markalaşmaya ve tescile gidilmelidir.

Keşimizi, peynirimizi, tereyağımızı, somun ekmeğimizi, kimseye kaptırmadan ilgili kişi ve kurumlarca bir an önce gerekli patent ve markalaşma çalışmaları yapılmalıdır.

Bu hususta Beypazarı ve Mudurmu yerel ürünlerine çok iyi sahip çıkıyor ve tanıtımını da yapıyor. Buraların yerel ürünlerini marketlerde görmek mümkün.

Bu noktada konuyla ilgili girişimcilerin ve meslek kuruluşlarının duyarlı davranması gerekiyor. Bunun yolu da patent almak ve isim tescili yani markalaşmaktan geçiyor.

Hem böylece yerel ürünlerimizin hem de ilçemizin ülke ve dünya genelinde tanıtımına katkıda bulunmuş oluruz.

Markalaşmayı önemsediğimden birçok iş sahibini markalaşma konusunda teşvik etmiş ve markalaşmasına yardımcı olmuşumdur.

Ürünlerimize sahip çıkalım, markalaşalım. Hem ürünlerimizi gelecek kuşaklara aktaralım, hem de ilçemizi tanıtalım. Markalaşalım, markalaşalım, markalaşalım.

Kalın sağlıcakla.