DR. MURAT ERGÜVEN
Ağaç Yaşken Doğrulur

Ağaç Yaşken Doğrulur

Maddeye şekil vermek her zaman mümkün olmuştur. Eğersin, bükersin doğrultursun, düzeltirsin.

Önemli olan maddeyi şekil alacak kıvama getirmek ya da şekil alabileceği en esnek kıvamında şekil vermeye çalışılmalıdır.

Çubuk şeklindeki demire ısı vererek kıvama getirip şekil verebilirsin. Ama böyle bir ağaca ısı verirsek düzeltmeye çalışırsan yanar; bükersen kırılır. Kuru bir ağacı ısıtarak kıvama getiremeyiz. Islatarak da kıvama gelmez. O yüzden kendi esnekliğinden, kendi kıvamından yararlanmak gerekir. Bu da yaşken olur.

Yani ağaç, yaşken, esnekken, kıvamındayken eğilir, bükülür, doğrulur. İnsan da küçükken, esnek kıvamdayken eğitilir. İnsanın yaşı, kıvamı, esnekliği, eğitim çağı geçtiği zaman artık onun hatalarını, yanışlarını düzeltmek çok zor olur. Yaşlı insanların eğitilmeleri, düzeltilmeleri kolay değildir. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidir. Düzeltemezsin, buna zorlanırlarsa kırılırlar.

İnsana kazandırılması gereken iyi alışkanlıklar, güzel davranışlar mutlaka esnekken, kıvamındayken işlenmeye, şekil vermeye, bilgiyle donatılmaya ve eğitilmeye en elverişli olduğu çocuk yaşta kazandırılmalıdır. Zamanla iyi alışkanlık, doğru davranış kazanamayan insan zaman geçip de kalıplaşıp katılaştıkça eğitilmesi, düzeltilmesi zorlaşır.

Yani kalıbını, şeklini almış eğri bir ağacı düzeltmek ne kadar zorsa; çağı, yaşı geçmiş belli bir kalıba oturmuş bir insana da doğru davranışı, alışkanlığı kazandırmak, eğitmek, düzeltmek o kadar zordur. Fazla zorlarsan kırarsın.

4 yaşındayken hakkaniyet erdemini kazanamayan bir çocuğa 40 yaşından sonra hakkaniyet erdemini kazandırmak pek zor olur. Tabiri caizse ancak feleğin çemberinden geçtikten sonra belki kazanır. O da belki.. Bir çocuğun hakkaniyet duygusunu öğrenmesi için illaki hukuk fakültesi okuması, hukuk eğitimi alması gerekmez. Bu aile içinde güzel bir aile terbiyesi ile olur. Çocuk bunu anasından babasından öğrenir. Eğer baba çocuklar arasında ayrımcılık yaparsa, hak edene hak ettiğini teslim etmez ve ödüllendirme ve cezalandırmada adil davranmazsa elbette bu aileden yetişen çocuklarda hakkaniyet duygusu güçlü olmayacaktır.

Demiri düzeltmek mümkündür ama çoğunlukla yaşı geçmiş insanı eğitmek, doğrultmak mümkün olmayabiliyor.

Ama iş çocuğa gelince o zaten eğri değildir. Burada önemli olan ona doğru şekil vermek, istediğimiz güzel davranışları kazandırabilmektir. Evet ağaç yaşken eğilir, insan gençken eğitilir, belli bir şekle sokulur.

Eğmekten kastımız şekil vermek, düzeltmek, doğrultmak… Ben de diyorum ki ağaç yaşken doğrulur. Evet insan gençken, ağaç yaşken doğrulur. Maksadımız iyi davranış kazandırmaksa eğmeyelim, bükmeyelim; düzeltelim, doğrultalım. İnsanımızı küçükten doğru, dürüst, düzgün eğiterek yetiştirelim. Ağaçlarımızı yaşken doğrultalım.

Bu Ev Bir Harika

Bu ev bir harika

Milletlerin kalkınması, ilerlemesi, bilimi, teknolojiyi yakalaması ve böylelikle muasır medeniyetin zirvesine ulaşılması okumakla olur. Okumayan milletler bilim ve teknoloji üretemezler ve hatta taklit dahi edemezler.

Yapılan taklidin ise daima aksak, eksik ve gedik olması kaçınılmazdır. Bu yüzdendir ki okumayan milletler hep başka milletlerin güdümünde olmaya mahkûmdurlar. Bu geri kalmışlık zincirini kırıp ilerlemenin, kalkınmanın tek yolu mutlaka ve mutlaka okumaktır.

Bir yazımda “Eğitim İnternet Kafelere Bırakılamaz!” başlığı altında kütüphanemizin modernizasyonu hakkında şu görüşümü dile getirmiştim.

“.. Halk Kütüphanesi hem kitap bakımından yetersiz, mevcut olan kitaplar eski ve yıpranmış hem de çalışma ortamı modern değil.

Halk Kütüphanesi’nin daha verimli hizmet verebilmesi için;

Halk Kütüphanesi, okullara yakın ve daha kullanışlı bir binaya taşınmalı

Kütüphane daha güncel ve bilimsel kitap ve ansiklopedilerle desteklenmeli

Kitap arşiv, kayıt ve kitap takibi, kütüphane bilgisayar programı ile tutulmalı

Kütüphane okuma salonları modernize edilmeli

Kütüphane; bilgisayar, yazıcı, fotokopi ve internet bağlantısı ile desteklenmeli

Kütüphaneye yerel-bölgesel, tarihi, kültürel kaynaklar kazandırılmalı. Mesela; Kastamonu ve Bolu Salnameleri, Bolu Tarihi gibi..

Kütüphanelerimiz yukarıda saydığım şekilde modernize edilirse; öğrencilerimiz, çocuklarımız daha çağdaş bir ortamda çalışma fırsatı bulmuş olurlar…Hem de daha kontrollü ortamda okuma, çalışma ve araştırma fırsatı bulurlar. Kütüphanelerimiz mutlaka modernize edilmelidir. Çünkü, Eğitim internet kafelere bırakılamayacak kadar önemlidir.” demiştim.

Makaleyi yazdığımdan bu yana Gerede Halk Kütüphanesi’nde her hangi bir iyileştirme ve modernize çalışması yapılmadı. Ancak Gerede Belediyesi harikulade bir projeye imza attı. Bu proje tam hayalimdeki kütüphane modelinin ta kendisiydi.

“Ramazan Dede Bilgievi”

Bilgi çağında okumadan bir şeyler yapmaya çalışırsak, hiçbir şey yapamayız. Bilgi çağında çocuklarımızı mutlaka kitap okumaya yönlendirmeli biz veliler de kitap okumalıyız. Çocuklarımıza kitap okumaları için güzel, nezih, modern okuma ortamları hazırlamalıyız. Onların dikkatini ve ilgisini çekecek, onların seveceği, heyecanla koşarak gidecekleri kütüphaneler yapmalıyız. Bu anlamda mutlaka kütüphanelerimizi modernize etmeliyiz.

Daha önce yazmış olduğum makaledeki maddeleri gözden geçirirsek Gerede Ramazan Dede Bilgievi’nin hedefi nasıl 12’den vurduğunu görürüz.

Halk Kütüphanesi, okullara yakın ve daha kullanışlı bir binaya taşınmalı demişim; Gerede Ramazan Dede Bilgievi bütün okulların ve öğrencilerimizin kolaylıkla ve rahatlıkla ulaşabilecekleri tam şehir merkezinde.

Kütüphane daha güncel ve bilimsel kitap ve ansiklopedilerle desteklenmeli demişim; Şu an Gerede Ramazan Dede Bilgievi’ndeki kitaplarımız pırıl pırıl,  çocuklarımızın ve velilerimizin ilgisini çeken gayet güncel kitaplar ve ansiklopediler mevcut.  İlerleyen zamanda ansiklopedi yönünden daha da geliştirilmesini umuyorum.

Kitap arşiv, kayıt ve kitap takibi, kütüphane bilgisayar programı ile tutulmalı demişim; Gerede Ramazan Dede Bilgievi’nde kitap kayıt ve takibi bilgisayar ortamında uyarı sistemli bilgisayar programı ile üye ve kitap takibi yapılıyor.

Kütüphane okuma salonları modernize edilmeli demişim; Gerede Ramazan Dede Bilgievi’nde kitap okuma ortamı gayet nezih ve iç açıcı. Öğrenci rahatlıkla kitap okuyabiliyor. Kitap okuma salonu öğrencinin ilgisini çeken modern bir ortam. Ayrıca bu ortamda veliler ve diğer istekliler pazartesi hariç haftanın her günü saat 09:00-18:00 arası kitap okuma ve bilgi evinden yararlanma imkanına sahipler.

Kütüphane; bilgisayar, yazıcı, fotokopi ve internet bağlantısı ile desteklenmeli demişim; Gerede Ramazan Dede Bilgievi’nde bilgisayarlar, yazıcılar, fotokopi makinesi ve internet bağlantısı mevcut. Öğrenciler bilgisayarlarını, interneti, yazıcı ve fotokopi makinelerini kullanarak ödevlerini hazırlayabildikleri gibi serbest zaman etkinliği şeklinde de bilgisayar ve internetten yararlanabiliyorlar. Ayrıca öğrencileri motive amaçlı yarım saat kitap okuyan öğrenci bilgisayar ve internetten yararlandırılıyor.

Kütüphaneye yerel-bölgesel, tarihi, kültürel kaynaklar kazandırılmalı. Mesela; Kastamonu ve Bolu Salnameleri, Bolu Tarihi gibi.. demişim; Şu an itibarıyla sadece tarihi kültürel kaynaklarda bir noksanlık görüyorum. İnşallah kısa zamanda bu tür kaynaklar da alınır.

Evet, Gerede Ramazan Dede Bilgievi’nin hayata geçirilmesinde önderlik eden, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Cahilliği, kini, nefreti, hırsı karanlığa gömmek için uğraş veren ve bilgiye, bilgeliğe giden yolda mücadele eden herkesi kutluyorum.

İnşallah ilerleyen zamanda okullarımızın bünyesinde bu tür ortamlar oluşturulur. Bu tür ortamlar oluşturulmalı ki: Okuyan, okuduğunu anlayan, düşündüğünü hem sözle hem yazı ile ifade eden cesaretli, duvar arkasından küfreden değil, medeni cesareti ile yanlışın yada yanlış olduğunu düşündüğü şeyin ve kişinin karşısına ismiyle, cismiyle çıkıp fikrini açık yüreklilikle ifade eden “insan”lar yetişsin.

Yirmibirinci Yüzyılda Gerede’nin Genel Görünümü

21. Yüzyılda Gerede’nin Genel Görünümü

İlçemiz Gerede fizikî, sosyal, ekonomik ve eğitim yönünden gelişmişlik değerlendirildiğinde 21. Yüzyıla hazır ve 21. Yüzyıla yakışır bir görünüm sergilememektedir.

Ankara’dan bir insan Gerede’ye geldiğinde ilk olarak kötü kokuyla karşılaşmaktadır. Bu badireyi atlattıktan sonra çok kolay olmayan bir şekilde Gerede şehir merkezine ulaşabilmektedir.

Çarpık yapılaşma, eski evlerin metruk ve mezbelelik görüntüleri, Arastanın içler acısı durumu, şehir merkezinde düzgün bir kaldırım sisteminin olmayışı fizikî görünüme ait olumsuzluklar olarak sıralanabilir.

 

Gerede’nin Ankara ve Karabük giriş çıkış yolu ise ayrı bir muamma. Bu giriş çıkışın da iyi bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

Sosyal faaliyetler açısından değerlendirildiğinde ise her ne kadar belediye ve diğer sivil toplum kuruluşları çeşitli sosyal etkinlikler düzenleseler de bu tür faaliyetlere halkın pek fazla itibar etmediği gözlenmektedir. Bunda da yeterli kültürel ve eğitsel alt yapının yetersiz olduğu söylenebilir.

Gerede, ekonomi yönünden önemli bir sanayi koluna (deri sanayi, kemercilik gibi) sahip olması ve potansiyel olarak farklı ekonomi alanlarına (kongre turizmi, dağ turizmi, orman ürünleri, hayvansal ürünler, rüzgâr enerjisi gibi) sahip olmasına rağmen bunlar ekonomiye gerçek anlamda bir getiri olarak dönme ve döndürülmesi düşünülmemektedir.

Eğitim ise ülkemizde olduğu gibi Gerede’de de başlı başına bir problem. Eğitimi sadece okullar bazında değerlendirmemek lazım. Her işin kendine ait bilgisini içeren eğitim. Herkes kendi yaptığı işin eğitimini almalı, yaptığı işten en fazla verim nasıl alınır, bu iş en kolay, en teknolojik nasıl yapılır bunu öğrenmeli..

Köylü köyde yaptığı işi, arıcı arıcılıkla ilgili işi, tabakhaneci kendi işiyle ilgili işi en iyi öğrenmek gibi..

Gençlerimiz tek bir hedefe yönlendiriliyor.  Varsa yoksa üniversite.. Bunda da tam başarı elde etmek işin doğasına aykırı. Elbette ilçemize bir fakülte yapılması hepimizin hayali.  Bu ekonomi bakımından da ilçemizi rahatlatacak bir adım olacak.

Okullarımızda (her ne kadar dersler boş geçmese de) öğretmen yetersizliği hat safhadadır. Bu çok önemli bir problemdir. Çünkü çocuğuna iyi bir eğitim imkânı sağlamak isteyen aileler bu yüzden en kötü ihtimalle İlimiz Bolu’ya göç etmektedir.

İş bulmak için göç edenlerin yanı sıra eğitim için göç edenlerin sayısı da göz ardı edilemeyecek kadar çoktur.

İlçemizde istihdam alanlarının son derece yetersiz olmasından mütevellit çevre illere nüfus hareketliliği yaşanmaktadır. Gerede’mizde Geredeliyi tutamıyoruz ki bu şartlarda dışarıdan gelen memuru tutabilelim.

Sonuç olarak; başta istihdam alanlarının çok yetersiz olmasından ve eğitim nedeni ile devamlı göç eden bir Gerede fotoğrafı var karşımızda. Kentsel dönüşümünü gerçekleştirememiş, Ankara ve İstanbul’un ortasında ve ulaşım bakımından çok iyi bir konumda olmasına rağmen tanıtımını yeterince yapamamış, harikulade tabii güzelliklerini değerlendiremeyen bir GEREDE..

Esentepesiyle, yaylalarıyla, panayırıyla, meşhur yerel ürünleriyle, dağ ve kayak sporlarına müsait kaynaklarıyla 21. Yüzyılda bunları değerlendirememiş ancak bu potansiyeli hızla fırsata çevirmeyi bekleyen bir GEREDE fotoğrafı duruyor karşımızda.

Ben çocuklarımızın sadece sayısal ve sözel alanlarda başarılarının yanı sıra görsel, müziksel ve bedensel zekâlarının da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum ve bunu her yerde anlatmaya çalışıyorum.

Bu anlamda ne mutlu ki, İlçemizde fedakârlıkla çalışan bir kayak hocamız var. Çalıştırdığı öğrenciler ülke çapında dereceler alıyor. Dünya çapında da ülkemizi temsil ediyorlar.  Ve bu ilçemizin tanıtımı açısından da fevkalade önemelidir. Aynı zamanda güreşte de iddialı öğrencilerimiz yetişiyor. Bunlar göz ardı edilmeyecek gelişmeler.

Gün geçtikçe kayakçılığa ve güreşe gençlerimizin ilgisi artıyor. Hem ilçemizdeki gençlerimizin kendi kabiliyet ve beceri alanları hem de dışarıdan öğrenci çekerek ilçemizin ekonomisinin canlanması gibi durumlar düşünüldüğünde lise düzeyinde bir spor okulu ve Meslek Yüksek Okulu bünyesinde Dağcılık ve Kayakçılık Bölümü açılabilir.