DR. MURAT ERGÜVEN
Bu Vatan Kimin?

Bu Vatan Kimin?

 

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıra dağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir…

 

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp, köpüren ırmaklarından,

Hudutlarda gaza bayraklarından,

Alnına ışıklar vuranlarındır…

 

Ardına bakmadan yollara düşen,

Şimşek gibi çakan sel gibi coşan,

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır…

 

İleri atılıp sellercesine,

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,

Şu kara toprağa girenlerindir…

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan,

Nehirler gazidir dağlar kahraman,

Her taşı yâkut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir…

 

Gökyay ’ım ne yazsan ziyade değil,

Bu sevgi bir kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil,

Topun namlusundan görenlerindir…

 

Orhan Şaik Gökyay

Bir Yiğit Gurbete Gitse

Bir Yiğit Gurbete Gitse

 

Bir yiğit gurbete gitse

Gör başına neler gelir

Merdin sılayı andıkça

Yaş, gözüne dolar gelir

 

Bağrıma basarım taşlar

Akıttım gözümden yaşlar

Yavrusun aldıran kuşlar

Yuvasına döner gelir

 

Kocadım çekemem nazı

Bağrıma dökemem közü

Yârin bana kötü sözü

Kara bağrım deler gelir

 

Evlerinin önü söğüt

Atalardan kalmış öğüt

Yârinden ayrılan yiğit

Sılasına döner gelir

 

Yaşa Karac’oğlan yaşa

Ben söylerim coşa coşa

İş düşünce garip başa

Düşünerek gider gelir

 

KARACAOĞLAN

Benden Selâm Olsun Bolu Beyi’ne

Benden Selâm Olsun Bolu Beyi’ne

Benden selam olsun Bolu beyine

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

Ok gıcırtısından gürzün sesinden

Dağlar seda verip seslenmelidir

 

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icad oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır

 

Köroğlu düşer mi yine şanından

Ayırır çoğunu er meydanından

Kır-At köpüğünden düşman kanından

Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

 

KÖROĞLU