DR. MURAT ERGÜVEN
Nominal Değer ve Reel Değer Nedir?

Dr. Murat Ergüven | Ekonomi & Finans 

NOMİNAL DEĞER VE REEL DEĞER NEDİR?

  1. Nominal Değer Nedir?
    • Nominal Değer, bir ekonomik büyüklüğün cari fiyatlarla (mevcut fiyatlarla) ifade edilen değeridir. Nominal değer bir kıymetin üzerinde yazan değerdir.
    • Meselâ:
      • T.C. Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan her bir devlet iç borçlanma senedinin (DİBS) nominal değeri, üzerinde fiilen yazan değer olan 100 TL’dir.
      • Aynı şekilde 200 TL banknotun nominal değeri üzerinde yazan değer olan 200’dir.

    Özellikleri:

    • Enflasyondan arındırılmamış bir değerdir.
    • Doğrudan piyasa fiyatlarını yansıtır.
    1. Reel Değer Nedir?
    • Reel Değer, enflasyon etkisinden arındırılmış bir ekonomik büyüklüğü ifade eder. Bir başka ifadeyle nominal değer alım gücünü temsil etmezken, reel değer paranın satın alma gücünü de temsil eden gerçek değer anlamına gelmektedir.
    • Reel değer, nominal değer ile birlikte fiyat değişimlerini (enflasyon oranlarını) dikkate alarak hesaplanır.
    • Paranın reel değerini enflasyon, döviz kuru gibi olgular etkiler.

    Meselâ:

    • Belli bir tarihte 100 TL ile satın alınabilecek x miktar “A” malı ya da hizmeti var. Daha ileri bir tarihte 100 TL ile satın alınacak “A” malı ya da hizmeti için miktar x’ten küçük ise 100 TL’nin reel değeri düşmüştür. Yani 100 TL’nin nominal değeri üzerinde yazan değer iken, reel değeri 100 TL ile alabileceklerinizdir. 100 TL ile alabilecekleriniz azaldı ise paranın reel değeri düşmüştür.
    • Ekonomi ile ilgili olan herhangi bir istatistiğin nominal değeri, verilen zamandaki para biriminin değeriyle ölçülür. Reel değer ise aynı istatistiğin enflasyona göre ayarlandıktan sonraki halini gösterir. Herhangi bir ekonomiye ait istatistiki verinin nominal değeri, o verinin o dönemdeki fiyat düzeyine bakılarak oluşmuştur. Diğer yandan, aynı verinin reel değeri, enflasyona göre düzeltilmiştir. Ekonomide genel olarak reel değere daha çok önem verilmektedir.

    Meselâ:

    • 2025 yılında maaşınız 10.000 TL (nominal değer) ama 2025’te enflasyon oranı %20 ise, bu maaşın reel değeri, enflasyonun satın alma gücü üzerindeki etkisi dikkate alınarak daha düşük olacaktır.

    Sonuç olarak:

    • Nominal Değer, yüzeydeki görünümü, yani parasal değeri yansıtır. Ancak bu değerin ekonomik gücünü anlamak için Reel Değer analiz edilir.
    • Reel Değer, enflasyonun etkisini hesaba katarak bireyler ve ekonomiler için daha gerçekçi bir tablo sunar.

    Bu kavramlar, ekonomik analizlerde gelirler, büyüme oranları, yatırımlar ve tasarrufların değerlendirilmesinde kritik bir öneme sahiptir.

    Müslümanlar Arasında Güvenin Yeniden Tesisi ve İş Dünyasında Ortaklık Kültürü

    DR. MURAT ERGÜVEN / ARAŞTIRMACI YAZAR

    İslâmi Finans Bağımsız Denetçi / İslâmi Finansal Kurumlar ve Araçlar Uzmanı

    MÜSLÜMANLAR ARASINDA GÜVENİN YENİDEN TESİSİ VE İŞ DÜNYASINDA ORTAKLIK KÜLTÜRÜ

    Müslümanlar arasında güvenin yeniden tesisi ve ticaret ile iş dünyasında ortaklık kültürünün oluşturulması, bireysel ahlak ve toplumsal sorumluluk bilincinin güçlendirilmesiyle mümkündür. Kur’an ve sünnet, bu konuda kapsamlı rehberlik sunmakta ve atılacak adımların çerçevesini çizmektedir. Bu süreçte yapılması gerekenler, Kur’an ve sünnetin ilkeleriyle desteklenerek şu şekilde özetlenebilir:

    1. Güven Temelli Davranışların Yerleşmesi

    Kur’an ve Sünnet Perspektifi:

    • Kur’an’da: “Ey iman edenler! Aranızda birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin…” (Nisa, 4:29). Bu ayet, ticarette dürüstlük ve adaleti teşvik etmektedir.
    • “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Nisa, 4:58). Bu ayet, güvenilirlik ve adaleti bir Müslümanın temel vasfı olarak belirtmektedir.
    • Hadis-i Şerif’te: “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kişidir.” (Buhari, İman, 4).
    • Yine diğer bir Hadis-i Şerif: “Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman, 164). Diyerek, ticarette hileden uzak durmayı ve dürüstlüğü vurgulamaktadır.

    Yapılacaklar ve Uygulama Adımları:

    • İş süreçlerinde dürüstlük, şeffaflık, hesap verebilirlik ve ahde vefa öncelikli ilkeler olmalıdır.
    • Tarafların haklarını koruyacak ve karşılıklı güveni artıracak yapılar oluşturulmalıdır.
    • Bilgi paylaşımı (mali durum, kar/zarar oranları vb.) açık bir şekilde yapılmalıdır.
    • Ortaklık kuran taraflar arasında sözleşmeler yazılı hale getirilmelidir.

    2. Ortaklık Kültürünün Teşvik Edilmesi

    Kur’an ve Sünnet Perspektifi:

    • Kur’an: “Rabbinin rahmetini umarak, yüzünü onlardan çevirme ve onlara güzel söz söyle.” (İsra, 17:28). Bu ayet, insanlara güzel muamele ve iş birliğinin önemini vurgular.
    • Hz. Peygamber’in Örneği: Peygamberimiz (sav), Hz. Hatice ile ortaklık yapmış ve ticarette güvenilir bir örnek teşkil etmiştir. Onun “Muhammedü’l-Emîn” (güvenilir Muhammed) olarak tanınması, ticari hayatındaki doğruluğun ve güvenilirliğin bir yansımasıdır.

    Yapılacaklar ve Uygulama Adımları:

    • Mudaraba (emek-sermaye ortaklığı) ve Müşareke (sermaye ortaklığı) gibi İslami ortaklık modelleri yaygınlaştırılmalıdır. Bu modeller, riski ve kazancı paylaşmayı temel alır, bu da güven duygusunu artırır.
    • Ortaklık projelerinde, uzun vadeli hedeflere yönelik iş birliği kültürü teşvik edilmelidir.
    • Uzun vadeli ve adil ortaklık projeleri desteklenmelidir.

    3. Eğitim ve Farkındalık Çalışmaları

    Kur’an ve Sünnet Perspektifi:

    • Kur’an: “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39:9). Bilginin önemi vurgulanmıştır.
    • Hz. Peygamber’in Tavsiyesi: “İlim öğrenmek, her Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17).

    Yapılacaklar ve Uygulama Adımları:

    • İslami ticaret ilkeleri konusunda bireyler eğitilmeli ve bu bilgiler iş dünyasına uygulanabilir hale getirilmelidir.
    • İş dünyasında, İslami finansman modelleri ve helal ticaret kurallarıyla ilgili farkındalık artırılmalı, helal ticaret kuralları uygulanabilir şekilde öğretilmelidir.
    • Ticari etik konusunda eğitimler ve seminerler düzenlenerek, İslami iş ahlakı pratikleştirilmelidir.

    4. Ahlaki ve Etik Değerlerin Güçlendirilmesi

    Kur’an ve Sünnet Perspektifi:

    • Kur’an: “Kim zerre kadar hayır işlerse, onu görecektir. Kim de zerre kadar kötülük işlerse, onu görecektir.” (Zilzal, 99:7-8). Bu ayet, her davranışın bir karşılığının olacağı bilincini aşılamaktadır.
    • Hz. Peygamber’in Sözü: “Doğruluk güveni, yalan ise ihaneti getirir.” (Tirmizi, Birr, 10).

    Yapılacaklar ve Uygulama Adımları:

    • Ticarette yalan, aldatma ve haksız kazancın önlenmesi için yaptırımlar uygulanmalıdır.
    • İslam’ın değerleri arasında yer alan kardeşlik bilinci, iş dünyasına yansıtılarak iş ortaklıklarında fedakârlık ve güven ortamı sağlanmalıdır.

    5. Kurumsal Yapıların Güçlendirilmesi

    Kur’an ve Sünnet Perspektifi:

    • Kur’an: “Bir işi yapmaya karar verdiğinizde Allah’a tevekkül edin.” (Ali İmran, 3:159). Diyerek, işlerde planlı hareket etmenin önemini vurgulamaktadır.
    • Peygamber Efendimiz, Medine’de ticaret düzeni kurmuş ve çarşı-pazar denetimi yaparak ticari düzeni sağlamış ve ahlaki kuralları uygulamıştır.

    Yapılacaklar ve Uygulama Adımları:

    • Müslümanların iş dünyasında ortaklık yapabilmeleri için İslâmi finansman kurumları ve ortaklık modelleri geliştirilmelidir.
    • Ticaret odaları ve iş dünyası örgütlerinde, İslami etik kodları temel alan kurallar oluşturulmalıdır.
    • İslam ülkeleri arasında ekonomik iş birliği mekanizmaları güçlendirilerek uluslararası ortaklık kültürü desteklenmelidir.

    Sonuç olarak, Kur’an ve sünnet ışığında güven ve ortaklık bilincinin tesisi, bireylerin ahlaki değerlerinin güçlendirilmesiyle başlar. Şeffaflık, hesap verebilirlik, dürüstlük, adalet ve emanet bilinci bu sürecin temel taşlarıdır. Bununla birlikte, İslami finans modellerinin uygulanabilirliği artırılmalı ve bireysel ile kurumsal düzeyde güven oluşturacak adımlar atılmalıdır. Eğitim, düzenleme ve uygulama mekanizmalarının güçlendirilmesi, bu hedefe ulaşmada kilit rol oynar. Kur’an ve sünnetin ahlaki ilkeleri rehber alınarak, iş dünyasında bireysel ve toplumsal düzeyde bir dönüşüm sağlanabilir.

    Malezya Lembaga Tabung Hajı ve Türkiye’de Uygulanabilirliği

    Dr. Murat Ergüven-Araştırmacı

    MALEZYA LEMBAGA TABUNG HAJI VE TÜRKİYE’DE UYGULANABİLİRLİĞİ: EMİN HAC TASARRUF SANDIĞI

    Eminevim’de Merhum Emin Üstün beyin danışmanlığını yaptığım günlerde Elbirliği sistemini bu günkü adı ile tasarruf finansman sistemi ürünlerini sadece konut, araç ve arsa çeşitliliğinden çıkartıp farklı alanlara da uygulamak için çalışmalar yaptım. Bizzat Emin beyin tarafıma talimatıyla Emin Hac Tasarruf Sandığı sistemini geliştirdim ve hayata geçirdim.

    Bununla ilgili Emin bey ile Mehmet Talu hocaya gittik ve bu ve benzeri ürünler ile ilgili mütalada bulunduk. Emin beyin gayreti sistem yasalaşmadan uygulaması çabuk olabilecek ve piyasada ihtiyaç olup hemen karşılık bulabilecek ürünleri sisteme kazandırmaktı. Bu meyanda ben Emin Travel tecrübemden de haraket ederek Malezya’daki yetkililerle görüşerek Emin Hac Tasarruf Sandığını modelledim ve şirket adına fikri sınai haklarını aldım. IT’den arkadaşlarla çalışarak bir korelasyon kurduk ve sistemi işler hale getirdik. Paranın zaman içinde enflasyon karşısında değerini muhafaza etmesi için altın üzerine bir kurgu yaptık ve ürünümüzü müşterilerimiz ile buluşturduk. Çok kısa zamanda müşterilerden olumlu tepki geldi. Kısa zamanda pek çok kayıt yapıldı. Ancak BDDK sürecinde sistemi dördüncü ürün olarak mevzuata aldıramadık. Tabiki bu bir ihtiyaç. Ve bütün ürünlerin bu mevzuat kapsamında işlemesi de gerekmiyor. Kooperatif veya vakıf çatısı altında da benzer ürünler elbette işlerlik kazanabilir. Ben bu anlamda burada Malezya Tabung Haj sisteminden bahsedeceğim.

    Malezya’da 1963 yılında kurulan Lembaga Tabung Haji (TH), Malezyalı Müslümanların Hac ibadetlerini  gerçekleştirmelerine finansal açıdan yardımcı olmak amacıyla oluşturulmuş bir İslami finans kurumudur. Bu sistem aynı zamanda ekonomik kalkınmayı desteklemek amacıyla tasarlanmış bir sistemdir.

    TH, Müslümanların küçük yaşlardan itibaren tasarruf yaparak Hac masraflarını karşılamalarını teşvik eder ve bu tasarrufları şeriata uygun yatırımlarla değerlendirir. Malezya, İslami finansın öncülerinden biri olarak bu sistemi şeriat prensiplerine uygun bir şekilde inşa etmiş ve dünya çapında bir model oluşturmuştur.

    Tabung Haji’nin Temel Özellikleri:

    • Tasarruf Yönetimi: TH, bireylerin yatırımlarını şeriata uygun bir şekilde yönetir ve her birikim, hükümet garantisi altındadır.
    • Hac Organizasyonu: Hac yönetimi, yıl boyunca devam eden bir süreç olup, hacı adaylarının eğitiminden sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunar.
    • Yatırım Faaliyetleri: TH, mevduat sahiplerine getiri sağlamak amacıyla şeriata uygun yatırımlar yapar ve bu yatırımların tümü şeriat uyumlu olarak gerçekleştirilir.

    Tabung Haji’nin Yapısı ve İşleyişi

    1. Tasarruf Hesapları:
    2. Gönüllü Katılım: Her Müslüman birey Tabung Haji’ye katılarak Hac tasarruf hesabı açabilir. Bu hesaplar küçük meblağlarla başlayabilir ve zaman içinde düzenli birikimlere olanak tanır.
    3. Hükümet Güvencesi: Malezya hükümeti, Tabung Haji hesaplarını garanti altına alır. Bu güvence, bireylerin sisteme olan güvenini artırır.
    4. Şeriata Uygun Yatırımlar:
    5. Toplanan tasarruflar, şeriat prensiplerine uygun şekilde değerlendirilir. Yatırımlar gayrimenkul, altyapı projeleri, tarım ve İslami finansal ürünler gibi alanlarda yapılır.
    6. Getiri Paylaşımı: Tasarruf sahiplerine, yapılan yatırımlardan elde edilen kârlar düzenli olarak dağıtılır. Bu dağıtımlar faizsiz bir şekilde, yalnızca kâra dayalı olarak yapılır.
    7. Hac Organizasyonu:
    8. Tabung Haji, Hac ibadetini gerçekleştirmek isteyen bireylere organizasyonel destek sağlar. Bu hizmetler, ulaşım, konaklama, rehberlik, eğitim ve sağlık hizmetlerini kapsar.
    9. Hac organizasyonu sürecindeki tüm hizmetler sübvansiyonludur. Tabung Haji, yatırım gelirlerinin bir kısmını bu hizmetlerin finansmanı için kullanır.
    10. Kurumsal Eğitim ve Destek:
    11. Tabung Haji, hacı adaylarına Hac ibadeti öncesinde eğitim verir. Bu eğitim, ibadetle ilgili dini bilgileri içerdiği gibi, sağlık ve lojistikle ilgili konuları da kapsar.
    12. Sağlık desteği ve refakat hizmetleri de hacı adaylarına sunulur.

    Tabung Haji’nin Başarıları

    1. Milyonlarca Müslüman’a Destek:
    2. Tabung Haji, kuruluşundan bu yana milyonlarca Müslüman’ın Hac ibadetini ekonomik zorluklar yaşamadan gerçekleştirmesini sağlamıştır.
    3. Her yıl ortalama 20.000-30.000 Malezyalı Müslüman, bu sistem sayesinde Hac ibadetine katılabilmektedir.
    4. Ekonomik Kalkınmaya Katkı:
    5. Tabung Haji, sadece bireylerin tasarruflarını değerlendirmekle kalmaz; aynı zamanda Malezya ekonomisinin büyümesine katkıda bulunur.
    6. Yatırımlar yoluyla altyapı, tarım ve gayrimenkul sektörlerinde önemli bir oyuncu haline gelmiştir.
    7. Sosyal Adalet:
    8. Sistemin sübvansiyon mekanizması, düşük gelirli bireylerin de Hac ibadetine katılmasını mümkün kılar. Tabung Haji, toplumsal eşitliği teşvik eden bir yapı oluşturmuştur.

    Bir Aile için Örnek Senaryo ile Sistemin Nasıl Çalıştığını Görelim:

    • Malezya’da yaşayan bir Müslüman birey, Hac yapmak istediğinde Tabung Haji’ye üye olur.
    • Kendi finansal durumuna uygun olarak her ay düzenli bir şekilde 100 Malezya Ringgiti (MYR) biriktirmeye başlar.
    • Tabung Haji bu birikimleri şeriata uygun yatırımlarla değerlendirir. Bu yatırımlardan yılda %5-7 civarında kâr payı elde edilir ve bu kâr doğrudan bireyin hesabına eklenir.
    • 10 yıl boyunca biriken tasarruf ve yatırımlardan elde edilen kâr, bireyin Hac masraflarını karşılamasına yeterli hale gelir.

    Organizasyonel Destek:

    • Hac için sıra geldiğinde Tabung Haji, bireyin ulaşım, konaklama ve diğer lojistik ihtiyaçlarını organize eder. Bu organizasyon sürecinde birey düşük maliyetli, kaliteli hizmet alır.
    • Eğitim seminerleri, ibadet rehberliği ve sağlık kontrolleri gibi desteklerle hacı adayına rehberlik edilir.

    Tabung Haji’nin Türkiye İçin Önerilen Modeldeki Yeri ve Uygulanabilirliği

    Tabung Haji’nin başarısı, Türkiye’de uygulanabilecek benzer bir model için ilham kaynağıdır. Türkiye’de benzer bir yapının oluşturulması, Müslüman vatandaşların Hac ibadetlerini daha planlı ve ekonomik bir şekilde gerçekleştirmelerine imkân tanıyabilir. Ancak, böyle bir sistemin uygulanabilirliği için Türkiye’de aşağıdaki hususlar yapılabilir:

    1. Hac Tasarruf Fonu: Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte çalışan, şeriata uygun tasarruf hesapları sunan bir Hac tasarruf fonu kurulabilir.
    2. Şeriat Uyumu ve Güvence: Türkiye’de kurulacak fon, Tabung Haji gibi şeriata uygun yatırımlar yapmalı ve devlet güvencesi sağlamalıdır.
    3. Eğitim ve Bilinçlendirme: Hacı adaylarının dini ve pratik eğitim almasını sağlayacak programlar geliştirilmelidir.
    4. Ekonomik Katkı: Fon, topladığı tasarrufları şeriata uygun sektörlerde değerlendirerek hem bireylerin tasarruflarına kâr sağlayabilir hem de Türkiye ekonomisine yatırım yapabilir.

    Yukarıda saydığımız işlerin yapılması için aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır.

    • Yasal Düzenlemeler: Türkiye’de mevcut finansal ve dini yapılar göz önünde bulundurularak, Tabung Haji benzeri bir kurumun kurulabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
    • Kültürel ve Ekonomik Faktörler: Türk halkının tasarruf alışkanlıkları, ekonomik durumu ve Hac ibadetine bakışı gibi kültürel ve ekonomik faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır.
    • Kurumsal Yapı ve Denetim: Kurulacak kurumun şeffaf, güvenilir ve etkin bir şekilde denetlenebilir olması, halkın güvenini kazanması açısından kritiktir.

    Sonuç olarak; Malezya’nın Tabung Haji modeli, Türkiye için ilham verici bir örnek teşkil etmektedir. Tabung Haji, Hac ibadetini kolaylaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda tasarruf alışkanlığını teşvik eden ve ekonomiye katkıda bulunan bir model olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, bu modelden ilham alarak, Müslüman bireylerin ibadetlerini daha planlı ve ekonomik bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlayabilir. Bu hem bireyler için bir kolaylık hem de ekonomik kalkınma için önemli bir fırsat sunacaktır. Ancak, Türkiye, Malezya’nın Tabung Haji modelinden ilham alarak kendi dinamikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda özgün bir model geliştirilmesi daha uygun olacaktır.